Saçkıran (Alopesi Areata)

Alopesi areata kıl foliküllerinin olduğu herhangi bir alanı tutabilen, skar (kalıcı saç kaybı) bırakmayan bir saç kaybıdır. Klinik olarak çok çeşitli şekillerde olabilir. Genel olarak zararlı bir hastalık olmamakla birlikte hastalarda ve hasta yakınlarında emosyonel strese ve depresyona neden olabilir.

Alopesi areata neden kaynaklanır?
Tam olarak bilinmemekle birlikte en çok kabul gören hipotes otoimmunite hipotezidir; yani kişi kendi proteinlerini yabancı olarak algılar ve saldıyıa geçerek dokuyu tahtip eder. Işte alopesi areatada da kıl foliküllerine vücudun saldırması sonucu kıl kökleri harap olur ve saçta dökülmeler ve para şeklinde açılmalar meydana gelir. Genetik faktörler de aloesi aretaya eğilim yaratmaktadır, ailesinde alopesi areata olan kişilerde hastalığın ortaya çıkma riski %10-20 arasıdır. Viral enfeksiyonların da bağışıklık sistemi üzerinde değişiklik yaratmak suretiyle alopesi areataya neden olabileceği öne sürülmektedir.

Alopesi areata en çok hangi yaş grubunda ortaya çıkar?
Her yaşta ortaya çıkmakla birlikte en sık 15-29 yaş arasında ortaya çıkmaktadır.

Alopesi areatanın klinik görünümü nasıldır?
Alopesi areata para şeklinde tek bir lezyon olarak ortaya çıkabileceği gibi, tüm vücutta kıl kaybına neden olabilecek yaygın tutulum da gösterebilir.

Alopesi areata başka hastalıklarla ilişkili olabilir mi?
Alopesi areatası olan hastalarda troid hastalığı, vtiligo, astım ve allerjilerin görülme sıklığı normal popülasyondan daha yüksektir.

Saç kaybı kalıcı mıdır?
Alopesi areatada saç kaybı kalıcı değildir, hatta birkaç ay içerisinde kendiliğinden çıkma olasılığı vardır.

Tedavide neler kullanılır?
Tedavinin temelini sürme (topikal) ilaçlar oluşturur. Bunlar arasında en çok kullanılanı kortikosteroidlerdir. Bunun yanısıra minoksidil, antralin, retinoidler, difensipron da kullanılabilir. Sistemik tedavilerden en çok kullanılanı yine kortikosteroidlerdir ancak kortizonun bilinen yan etkileri nedeniyle kullanımı sınırlı tutulmaktadır. Bunun yanısıra siklosporin ve diğer bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar ve fototerapi de tedavi seçenkeleri arasındadır.